Bu blogu sadece hödö insanlar görebilir, diğerleri tıkladığında sayfadaki yazılar görünmez, linkler tıklanmaz olacaktır.
sigara etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
sigara etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
30 Mart 2012 Cuma
Gözümle gördüm;Türdeşlik
Yine bir gün benim eski mahallede sigara içe içe dolaşıyorum, yürüyorum, hava da güzel falan. Bi yerde evlerin arasından süper deniz manzarası göründü, burda biraz durayım dedim. İlerde de manzarayı bütünleyen bir çam ağacı eşşek gibi, mübarek trt'de bob ross amcamızın kenara kondurduklarından, cuk oturmuş kadraja. Öyle izlerken bi anda gak guk bi ses, bi baktım ağaçta 2 tane karga yanlarında da böyle ayı gibi papağan. Bariz bir yerden kaçmış ama o, kafesini falan kemirip doğaya koşmuş, şehrin karmaşasına bulanmış rengarenk kocaman papağanın biri. Anka kuşu mübarek. Öyle, biri bi dalda, öbürü diğerinde gak guk konuştular. Gözümün önünde resmen anlaşıp bi karar verip, üçü birden uçarak uzaklaştılar.
Eminim, adım gibi eminim ki konuşma şunun gibi birşeydi.
- Kankalar destur var mı? ben kafesimden kaçtım, evime yurduma dönücem, bi yol gösterin hele
+ Kardeş sen burda yenisin galiba, böle şıkır şıkır geziyon da, burası harlem, burda ekmeğinin peşine koşucan. gel sen bizle takıl, biz seni sevdik, sana sokağın kurallarını öğretiriz.. önce seni reisle tanıştıralım da bi helallik al. zaten şu karı da kenardan bizi kesiyo, çok ortalıkta dolanmayalım, had.
Dediler ve oracıkta kanka olup, birlikte maceralara koştular. Ben de vay anasını dedim, sonra baktım sokaktan arabalı manav geçiyor. Yanaştım, abi nar var mı? dedim. Varmış. Kafasını kesip verdi saolsun. Didileye didileye onu yedim, yarısını da çayıra çimene yemledim. Yenir organik organik, börtü böcek aç geziyor.
Gözümle gördüm; Vampir
Öss kağıdım çıkmayınca ösym'ye ankaraya gitmek zorunda kaldım. Erkek arkadaşım da geldi. saat sabahın 5'inde kızılay meydanındaydık. bi sigara yapmıştık gelirken, Onu ateşledik, yürüMEYE BAŞLADIK. SOKAKLAR BOŞ TABi sabahın körü.
5 dakka oldu olmadı, kenardan bi adam sokağa girdi. Böyle, lacivert montunun fermuarını sonuna kadar çekmiş, çenesine kadar kapalı, kafasında kasketle gelen, yüzü pek belli olmayan, ince uzun bir adam.
biz hemen geri döndük, daha kuğl bir şekil aldık, biraz da turist tribine girdik, ters tarafa doğru yürüyoruz. ben de adamı kesiyorum fırsat buldukça. baktım herif yol ortasında durdu. bize baktı, bir anda yolundan döndü arkamızdan gelmeye başladı. biz önde, o arkada falan artık bakamıyoruz da gerildik. TAM TRIP.
karşıya geçtik hemen, kızılayın ordaki parka.
içerde de minibüslerin yerini sorduk park güvenliğine falan, normal davranıyoruz.
ben bakındım yok herif. bi rahatladık tabi. görevli, park arkasındaki çıkışı tarif etmişti, oraya doğru yöneldik.
ağaçların arasından yürüyoruz, çalıların orayı bi geçtik ki. dank. adam tam önümüzdeki bankta oturuyor, tam karşımızda, bize dönük, bakıyor dik dik.
yürüdük geçtik tabi yanından, hemen ilerde simit sarayı mı nedir ondan açılmış, fırın mırın sabah sabah. girdik hemen içeri,alt kata indik, birer çay söyledik.
bir yandan da konuşuyoruz; ben genç bi herifti diyorum, o yaşlıydı bariz diyo falan, bi yandan da kim lan bu? diyoruz, kuruluyoruz ufaktan.
3 dk sonra herif geldi içeri, resmen aşağı kata indi, gözüyle bizi aradı, buldu, baktı baktı yukarı çıktı. 'hsktr noluyo lan?' dedik tabi direk. erkek arkadaşım atarlandı 'bu herif dışarda bekliyosa ağzını yüzünü kırarım' kıvamına geldi. çayımızı içtik. kurulu biçimde merdivenlere yöneldik ve biz yukarı çıktığımızda hava aydınlanmış ve herif gitmişti.
Bu durum görüldüğü üzere tek bir sonucu düşündürüyor.
karanlıkta dolanıp sabanan yok olmalar, genç mi yaşlı mı belirsizlikler, çalının arkasından belirmeler falan, aslında herşey besbelli ortadaydı.
karşımızdaki ankaralı bir vampirdi.
bizi farkedip gözüne kestirdi ama sonra 'bunlar düzgün çocuklar, bunlardan sıkıntı gelmez' dedi.
salverdi bizi.
biz de minübüste full onu düşündük, şimdi minibüse binse altımıza sıçarız falan dedik, para uzattığı elinden büker kırarız, kazık gibi vites koluyla tabi kalbi hedef almak lazım, kaptana kapıyı açtırıp direk kapıcı tekmesi falan kendimizce güldük eğlendik.
inince de ösymye kadar yürüdük. yürürken de bir sigara ateşledik.
5 dakka oldu olmadı, kenardan bi adam sokağa girdi. Böyle, lacivert montunun fermuarını sonuna kadar çekmiş, çenesine kadar kapalı, kafasında kasketle gelen, yüzü pek belli olmayan, ince uzun bir adam.
biz hemen geri döndük, daha kuğl bir şekil aldık, biraz da turist tribine girdik, ters tarafa doğru yürüyoruz. ben de adamı kesiyorum fırsat buldukça. baktım herif yol ortasında durdu. bize baktı, bir anda yolundan döndü arkamızdan gelmeye başladı. biz önde, o arkada falan artık bakamıyoruz da gerildik. TAM TRIP.
karşıya geçtik hemen, kızılayın ordaki parka.
içerde de minibüslerin yerini sorduk park güvenliğine falan, normal davranıyoruz.
ben bakındım yok herif. bi rahatladık tabi. görevli, park arkasındaki çıkışı tarif etmişti, oraya doğru yöneldik.
ağaçların arasından yürüyoruz, çalıların orayı bi geçtik ki. dank. adam tam önümüzdeki bankta oturuyor, tam karşımızda, bize dönük, bakıyor dik dik.
yürüdük geçtik tabi yanından, hemen ilerde simit sarayı mı nedir ondan açılmış, fırın mırın sabah sabah. girdik hemen içeri,alt kata indik, birer çay söyledik.
bir yandan da konuşuyoruz; ben genç bi herifti diyorum, o yaşlıydı bariz diyo falan, bi yandan da kim lan bu? diyoruz, kuruluyoruz ufaktan.
3 dk sonra herif geldi içeri, resmen aşağı kata indi, gözüyle bizi aradı, buldu, baktı baktı yukarı çıktı. 'hsktr noluyo lan?' dedik tabi direk. erkek arkadaşım atarlandı 'bu herif dışarda bekliyosa ağzını yüzünü kırarım' kıvamına geldi. çayımızı içtik. kurulu biçimde merdivenlere yöneldik ve biz yukarı çıktığımızda hava aydınlanmış ve herif gitmişti.
Bu durum görüldüğü üzere tek bir sonucu düşündürüyor.
karanlıkta dolanıp sabanan yok olmalar, genç mi yaşlı mı belirsizlikler, çalının arkasından belirmeler falan, aslında herşey besbelli ortadaydı.
karşımızdaki ankaralı bir vampirdi.
bizi farkedip gözüne kestirdi ama sonra 'bunlar düzgün çocuklar, bunlardan sıkıntı gelmez' dedi.
salverdi bizi.
biz de minübüste full onu düşündük, şimdi minibüse binse altımıza sıçarız falan dedik, para uzattığı elinden büker kırarız, kazık gibi vites koluyla tabi kalbi hedef almak lazım, kaptana kapıyı açtırıp direk kapıcı tekmesi falan kendimizce güldük eğlendik.
inince de ösymye kadar yürüdük. yürürken de bir sigara ateşledik.
2 Mart 2012 Cuma
'Olum resmen olgularla destekledik' M.Cerit
Size biraz ceritten bahsetmek istiyorum.
Cerit'in en önemli özelliği bıyıkları ve yeşil kazağıdır. Yeşil kazağı onun herşeyidir.
Bir cebi yırtıktır, özellikle dikmez.
Akşamları kazağını çıkarır, dikkatlice kütüphanesinin bulunduğu odaya götürür, kitaplardan birine dokunduğu anda gizli bir bölme açılır, bölmedeki cam kutu, müzik ve ışıklar eşliğinde belirir. Cerit, kazağını o cam kutuda muhafaza eder. Bu sistemi batman'e bizzat hediye etmiştir.
Bir kazağın ihtiyaçlarını herkesden iyi bilir.
Cerit bir fenomendir.
Herşeyle ilgili elbet bir diyeceği vardır.
Bu diyeceklerine karşı çıkan olur ise, kısa ve etkili bir kahkahanın ardından sabahlara kadar tartışacak enerjiyi toplamıştır bile.
Cerit, msn kullanır.Gönül bağı vardır.
Msnleri kurtarma derneği kurucusu ve asil üyesidir.
Buluşları vardır. yapışları yoktur. icat eder, yapmaz. piçliğine ortaya atar fikri gider.
Sigarasını sararak içer, üşenmez.
Cerit işine gelen şeyleri unutmaz, gelmeyenleri ise her zaman hatırlar.
Eski türklerdendir, şamandır.
Bilimin dostu, björkün sevgilisi, ankaralı turgutun düşmanıdır.
Çizgiroman sever, sevdirir.
Analizler yapar, tespitler herşeyidir.
Overlok makinesi ayağına geldiğinde ona haddini bildirendir.
Bir cerit partisi vermeyi düşünmüştüm. hepimiz yeşil kazaklar giyecek ve bıyık bırakacaktık. Şamanik dansöz oynatacak, kuantumlu pasta yiyecektik.
Sonra çok üşendik; msne girip, feysbuktan bahsettik.
Etiketler:
bilim,
cerit,
ceylan eren,
insan,
sigara,
sor beni ustana,
yeşil kazak
14 Ocak 2011 Cuma
Vefalı sigara, 'CAMEL'dır
Pişt! Naber
la artist?
Winston’a dönmüş dediler inanmadık, Marlboro’yla görmüşler, başkasıdır dedik.
Sandık ki paran yok gene, bir kaç hafta West içip, bizi de zula da tutuyorsun.
O temizlikçi Gülseren odana gelince, sessiz sedasız oturduk kesenin içinde.
Ama geçenlerde Küllük Emin yakalanmış.
Gülseren onu sakladığın yeri bulmuş, ‘artık içmeyecek nasılsa’ demiş, yıkamış temizlemiş.
Emin'den haber geldi 'Tertemiz, ak pak oldum ama kara günler yakındır dostlarım, ceylan sigarayı bırakmış. Artık ne sizlerle buluşabilirim, ne bişey. Beni ananenin balkon küllüğü yaptılar. Artık yerim belli. Beni aramayın. Kardeşiniz küllük Emin'
Hep dersin ya ‘hiçbir sigara camel olamaz’ diye,
hiç bir içici de bir ceylan olamaz şu hayatta.
Seni sevyoz;
Sigara Camel, Çakmak Selim, Küllük Emin
Hiç uğramıyorsun
artık,
Zulanın yerini mi unuttun kız zilli?
Annenler çakmaz merak etme, biz gene kutunun dibinde siyah kesenin içindeyiz.
Keyif sigaran burada, ‘dertlendim ‘sigaran burada, otobüs getiren, birayla iyi giden...
Az mı artistlik yaptık senle, kafanda bornozla keyif yaptık, sigara yasaklarını deldik beraber, delemezsek ettiğin küfürlerde hep biz vardık.
Zulanın yerini mi unuttun kız zilli?
Annenler çakmaz merak etme, biz gene kutunun dibinde siyah kesenin içindeyiz.
Keyif sigaran burada, ‘dertlendim ‘sigaran burada, otobüs getiren, birayla iyi giden...
Az mı artistlik yaptık senle, kafanda bornozla keyif yaptık, sigara yasaklarını deldik beraber, delemezsek ettiğin küfürlerde hep biz vardık.
Ama duyduk dedikoduları,
sigarayı bırakmışsın ceylan!
Dedik yörü git allasen.
Arkadaşları ‘bırakıyorum, ay vallahi bırakıyorum’ diye yalandan atarken o;
‘camel bırakılır mı lan, yok öyle bişey' der, bizle gurur duyardı.
‘camel...' derdi 'en şahane sigaradır. Sarı tütündür, çıtırdar da yanar.’
Biz de bi şişinirdik sen öyle dedikçe, sigaralar masaya çıktı mı, sarı rengimizle Camel’ın şanına yaraşmak için yarışırdık. Arkadan pıt pıt vurdun mu hemen hazır olda çıkardık dışarı.Hep yüreğimiz hop hop ederdi, ama ne çakmak Selimi ne de bizi hiçbir yerde unutmadın.
sigarayı bırakmışsın ceylan!
Dedik yörü git allasen.
Arkadaşları ‘bırakıyorum, ay vallahi bırakıyorum’ diye yalandan atarken o;
‘camel bırakılır mı lan, yok öyle bişey' der, bizle gurur duyardı.
‘camel...' derdi 'en şahane sigaradır. Sarı tütündür, çıtırdar da yanar.’
Biz de bi şişinirdik sen öyle dedikçe, sigaralar masaya çıktı mı, sarı rengimizle Camel’ın şanına yaraşmak için yarışırdık. Arkadan pıt pıt vurdun mu hemen hazır olda çıkardık dışarı.Hep yüreğimiz hop hop ederdi, ama ne çakmak Selimi ne de bizi hiçbir yerde unutmadın.
En klas içicimiz sendin be ceylan,
‘püfür püfür gecede, mangalın üzerine Camel içeceksin' derdin.
Bir markaydın bizim için.
Adın ün yapmıştı bakkallarda.
Ali bakkal'a gönderildiğimizi duyunca bi panik bi heyecan paketin içinde.
Raflardan, gözümüz kapıda bekledik seni. İlahımızdın, valla bak yalan yok.
Akşama doğru bir saatti yanlış değilse, Selim abi doğru mu?
Çünkü hem çakmağı hem sigarayı birlikte almıştın o gün. Selim abi de hep seni anlatıyor;
bütün çakmakları denerken sıra ona gelip, onu da eline aldığın anı, anlat anlat bitiremez.
Kalbi küt küt atmış, sen basınca, şlak demiş gürül gürül yanmış onu alasın diye.
‘püfür püfür gecede, mangalın üzerine Camel içeceksin' derdin.
Bir markaydın bizim için.
Adın ün yapmıştı bakkallarda.
Ali bakkal'a gönderildiğimizi duyunca bi panik bi heyecan paketin içinde.
Raflardan, gözümüz kapıda bekledik seni. İlahımızdın, valla bak yalan yok.
Akşama doğru bir saatti yanlış değilse, Selim abi doğru mu?
Çünkü hem çakmağı hem sigarayı birlikte almıştın o gün. Selim abi de hep seni anlatıyor;
bütün çakmakları denerken sıra ona gelip, onu da eline aldığın anı, anlat anlat bitiremez.
Kalbi küt küt atmış, sen basınca, şlak demiş gürül gürül yanmış onu alasın diye.
Winston’a dönmüş dediler inanmadık, Marlboro’yla görmüşler, başkasıdır dedik.
Sandık ki paran yok gene, bir kaç hafta West içip, bizi de zula da tutuyorsun.
O temizlikçi Gülseren odana gelince, sessiz sedasız oturduk kesenin içinde.
Ama geçenlerde Küllük Emin yakalanmış.
Gülseren onu sakladığın yeri bulmuş, ‘artık içmeyecek nasılsa’ demiş, yıkamış temizlemiş.
Emin'den haber geldi 'Tertemiz, ak pak oldum ama kara günler yakındır dostlarım, ceylan sigarayı bırakmış. Artık ne sizlerle buluşabilirim, ne bişey. Beni ananenin balkon küllüğü yaptılar. Artık yerim belli. Beni aramayın. Kardeşiniz küllük Emin'
Duyduk ki; bizi hala saklamanın sebebi, eğer bir gün çok önemli
bir anda, bir sigara yakacak olursan o Camel olsun, o
biz olalım diyeymiş.
Çoğusu sigarayı bırakınca yırtıp atıyor paketi bir anda.
Parça parça ediyor, nefret ediyor bir zamanlar dost diye içtiğini.
Biz de düşündük madem böyle bir karar almışsın. Arkandayız.
Ne zaman ki o ulu anın geldiğine karar verip birimizi eline alacaksın, o zaman biz de tüm gücümüzle sana ‘Camel’ın Camel olduğu’ zamanlardaki maksimum zevki vericez.
Çünkü biz de seni sevdik, biz de sana inandık.
Yüreğimize nakşettik anlıyor musun?
Çoğusu sigarayı bırakınca yırtıp atıyor paketi bir anda.
Parça parça ediyor, nefret ediyor bir zamanlar dost diye içtiğini.
Biz de düşündük madem böyle bir karar almışsın. Arkandayız.
Ne zaman ki o ulu anın geldiğine karar verip birimizi eline alacaksın, o zaman biz de tüm gücümüzle sana ‘Camel’ın Camel olduğu’ zamanlardaki maksimum zevki vericez.
Çünkü biz de seni sevdik, biz de sana inandık.
Yüreğimize nakşettik anlıyor musun?
Hep dersin ya ‘hiçbir sigara camel olamaz’ diye,
hiç bir içici de bir ceylan olamaz şu hayatta.
Sana birer de mani yazdık, al oku;
Alev alev yanardım,
Sigaranı yakardım,
Şimdi sen yoksun, neyleyim?
Ben arkadaşın, Çakmak Selim.
Ben de bir tek seni sevdim,
Sendin bana en mühim.
Çekmecede saklanırdım,
Tanıdın mı, Küllük Emin.
Ah ceylanım, ceylanım,
Mosmor olmuş parmağın,
Sarardı tütünlerim, geçmiyor mutlu anım,
En vefalı dostun, işte burada ‘Camel’ın.
Seni sevyoz;
Sigara Camel, Çakmak Selim, Küllük Emin
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


