maya takvimi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
maya takvimi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13 Aralık 2012 Perşembe

The '21 ARALIK'


Şş kopuşlara az kaldı, napyonuz?
Taşak geçiyosunuz tabi, bilmiyor muyum.
Olum ne duruyorsunuz, yürüyüp gitsenize. Bak millet Şirince’de toplanıyor. Tom Cruise da gidiyormuş. Envai çeşit zengini, ünlüsü, hippisi, bilim adamısı, kafayı mayalıyla kırmışı, habersiz saftirik normal şirince halkı falan. Full orda, kategoriye bak. Adam fiyatlar fırladı diye ‘maya takvimine teşekkür ediyoruz’ deyip, açıklamalı selam yolluyor lan. Ahahagfhsgh. Böyle bir ekibin bir daha bir araya gelmeyeceği aşikar. Ayrıca orada dönecek olan kozmoz muhabbetini nasa’da döndüremezsin, bu da net.
Benim gidesim var da yancı bulamıyorum.
Maacera dolu şirince işte. Alırım şarabımı, zaten ufacık yer, gezer dolanır kendime takılıncak bilim adamı bulurum. 'Beher kap nasıl oluyor'dan girerim, o masada dünyayı kurtarırız, hem de ne. Olmadı Tom Cruis' u takip edicem gizli gizli. 'Apocalips mission' tribi epik olur giderayak. Bilimcileri de gazlarım, hepimize ekmek çıkar oradan. Olmadı hippiler’i bulurum. Şarkılar türküler, araya da şirincenin amcasını, çobanını alırız. İçsin, üflesin, Şirince’den hikâyeler anlatsın. Ağıtlar, meşaleler.
Ayrıca kızlar, zengin koca avına çıkın direk. İki savunmasız durun, fırt diye belirirler. Erkeklere de mis, ‘dünya yıkılsa senden vazgeçmem bebeğim’ in işleyeceği en gerçek yer lan orası.  Ben diyim, kız düşer diye bile gidilebilir. Pühüüü hem de nebçim. Kozmoz la düşen kız sınır tanımaz, bak söylüyorum.

Kıyamet kafası en güzel Şirince’de yaşanacak.
Bu bir gerçek.

Peki ihtimaller?

1)Mayalı inip;
‘şimdi dünyanın gezegenler etrafına dizilmesiylen, bir sarı ışık, elektro manyetik gibi böyle üzerimize doğru geleyazarak… lan. Size laf mı anlatıcam. Mal mal bakıyonuz zaten. Bitti arkadaşım işte. Son kullanma tarihi olarak düşün, tükendi, kokuştu falan. Hadi kalkın gidin. Ayrıca ileri boyuttan oğlumuz gelecek, onu oturtucaz’ diyebilir.

2)İşin içinde illüminati var kesin zaten. Geçmişte şu konuşmalar üzerinden hayvan gibi plan yapmış olabilirler:
- ‘hacım kontrolü çok güzel aldık, süperiz, bu köleleri böyle üretip duruyoruz da, tavşan gibi doğuruyor ibneler. İlerde bunlar şişme yapar, meme yapar, bunları zımparalamak icap eder. Diyorum ki üstadım, şimdiden ortaya bir maya davası atalım, antik antik güzel olur. Şöyle ışıklı mışıklı. Arada gizliden tarlalara şekil biçelim, uzaylı çelişkisi yaratalım. Sonra ilerde nüfusun yarısını kesecek bir plan yaparsak, altyapısı hazır olsun. Biz uzaylının çocuğu olduğumuzdan, biz gene ayaktayız. Bir de evladımızın evladı çok çirkin olursa onu da leydi diye kakalayalım, şarkı söyletiriz,onun da alıcısı olsun.
-Müthiş. Soyumuza soy katacak bir master plan. İçelim kardeşim, in illü we trust!

Ya.
Herkes hayin plan peşinde. Herşey gizli, sikrıt.
Hele en çok benden gizliyorlar. Sömürürüm çünkü.
Hâlbuki al beni içine, kabul et beni.
Kat beni ekibe, on numara takım oyuncusuyum ben.
İstediğiniz yerime dövme yaparım, 3 gün kuyuda aç beklerim.
Sadakatimi kanıtlarım yani, koymaz.
Gör gözümdeki ışığı artık. Sonsuza kadar yaşama planımın sponsoru ol, ne var yani.
Yeni gelin gibi nazlısın, illü.
Bana senden büyük ekip kurdurup, dark side’da nemesisin yapma beni.
Amacımız aynı koçum. Uzattığım zeytin dalını kabul et bak.
Edebimizle yönetelim dünyayı.
Aklını alırım, efendi ol.


Efsane önemli not:
Bir okuyucumuz sormuş ‘ 21 aralıkta ne yapalım, hangi tribi kovalayalım?’

1.       Evde oturun. Oturun arkadaşım. İşe gitmeyin o gün, ‘sick call’ falan yapın. Uzaylısı bilmemnesi yoksa bile, kaos yaratmak için süper bir gün. Teröristiydi, bombalı bond çantasıydı, derin devletiydi, hep iş bunlar. Siz akşamdan mayalı poaça falan yapın, hem manidar olur. Sabah uyanın güzel güzel yeyin onları.

2.       Dışarı çıkmayın. Açın televizyonu, interneti. Baya komik şeyler çıkacak, kanal 7ye falan bakın ara sıra. Ömer Çelakıl çıkarsa saçına bakmayın, ordan hipnoz yayar sinsi herif.

3.       Mayaya güvenin, insana güvenmeyin. Zehirli gaz sıkacaklarmış sokaklara, nüfusu kescez diye götlerini yırtıyorlar. Kapıyı camı iyi kapayın. Altlarını cifli bezlen tıkayın. Özellikle öğrenci evleri için geçerli bu, pencereleri cifleyin, sızıntıları oyukları göçükleri hep tıkayın. İlk sizi kesicekler çünkü bak söylüyorum.

4.       Isınmak için dışarıda mangal yakın, köz köz olunca eve alın, başında zenci tribi kasın.

5.       Az sigara için, lazım olabilir. Önceki günden depolayın.

6.       Alkol de depolayın, ama hep bira almayın. Elektrik kesilirse ısınır, çekilmez. Sıcak da çekilen şeyler alın. Misal viski. Evet, viski alın, ne var? Dünya yıkılıyor, bence şeklinizi koyun ‘viski on the raks’ tribini gönlünüzce yaşayın.

7.       Bir gün öncesinden nüfus kâğıdı fotokopinizlen, 3 adet vesikalık fotoğrafınızı, bir de cv’nizin çıktısını alın. Şimdi o ışık huzmesiyle, enerji akımıyla dna değişimi falan olursa, hem eski halinizin bir anısı olur, hem de cv artık büyük ihtiyaç. O ortamda cvsi olan, mayanın yanına işe girer, açın gözünüzü.

8.       Suyu sebil gibi kullanmayın, banyo yapmayın. Azıcık tasarruf öğrenin. Pisliğinize alışın, o sizin doğalınız. Doğaldan kaçmayın.

9.       Etrafta ağaç, çiçek, böcek varsa son bir bakın. Bir derin nefes, bilenler yogaya durabilir. İçinize çekin işte belki bir daha bulamayız, kardeşiniz onlar hep.

10.   Telefonlara çıkın. Öyle aman salla şimdi yapmayın, arayana sorana saygınız olsun. Gönlünüzce konuşun. Fatura girsin siktret, gelmişiz gidiyoruz zaten.

11.   Evinizde müsait kız/adam varsa sevişin. Yoksa bir gün öncesinden ayarlayın. Son gün partisi yapın, çılgınlar gibi; artık hemşireden girin, öğretmenden çıkarken, vampir’e, oradan tesisatçıya, ordan doktora, ardından mutfağa, salona, masaya, duvara uğrayın, bi temiz helalleşin evinizle. Belli olmaz bu işler. Bol varken kullanın, belki yarın çalışmaz. Kıyamet nerden vuracak bilmiyoruz.

12.   Baktınız hakketen bi işler var. Elenktrik gitmiş falan, bi kaoslar bi şeyler, eğer evinize saldıran olursa, sakın rızkınızı kaptırmayın. Haydar bulundurun o yüzden. Önce böyle tırsmış gibi yapın, arkadan indirin odunu. Sörvayvıl öyledir işte, gece gece mezar kazdırır adama.

13.   Bir de Amerika gizli teknolojileriylen havaya uzaylı hologramı sıkacakmış, iniyorlar gibi gösterebilirmiş. Temkinli olun. Balkonda uzaylı falan görürseniz vileda sopasının ucuyla bir dürtün, baktınız kanlı canlı uzaylı, hemen tırsmayın, siz korkarsanız o da korkar saldırır. Sakince geri geri odadan çıkın. Başka odaya girin kitleyin kendinizi, dönerse sizindir, dönmezse uzaylının canını sıkmayın.

14.   He, baktınız ortalık sakin, bi skim olduğu yok. Hemen bi feys, bi tivitle şekil moduna geçin. ‘ben zaten inanmıyordum’ insanı olun.  O acayip satacak sonradan, güzel twit kız düşürür, bunu unutmayın!


Had,
Apokalips bereketi üzerimize olsun.
Kozmos bizi kutsasın.

Selametle.




5 Mart 2012 Pazartesi

Sörvayvıl başlasın!


2012’deyiz ve mayalar geldiğinde ‘mass destruction’ başlayacak.  Peki yer yarılıp, gök içine büküldüğünde, sen nerde olacaksın?
Hiç ciddiye almadın dimi bu güne kadar ‘brak yea’ dedin, sırıttın.Ciğerinizi biliyorum olum. Filmine gidip etkilenip tırstınız, ama üç gün konuşup unuttunuz işte. Ama sıkıntı yok. Kıyamet koptuğunda beşiktaştan servis kaldırıyorum. Bak şimdiden söylüyorum sonra ben bilmedim yok. Toplayabildiğimi toplarım, ordan ver elini Kanada. Orda muhtemelen uzaya kaçma aletleri veya okyanusun içinde yaşama gemileri kurulmuştur, sığınaklar bekliyodur.

Hem bence bir kıyamet senaryosu, zombisiz olabilemez. Şöyle ki, dünyanın dört bir yerinde kuduz insan yok mu? var. E, elin mayası gelmiş, vıj vıj dolaşıyo ortalıkta kim tutucak kuduz adamı? Kuduz fırlıycak sokağa, önüne geleni ısırıcak; al sana ‘zombiland’. Herkes ciyak ciyak bağırırken bizim planımız hazır olacak! Bir şekilde kendimizi kanadaya attık attık. Ordan da hop survival gemisine, cruise kafası işte, bizden kralı yok. 

Ayrıca ‘bizi almazlar lan’ deyip planımı baltalamaya çalışanlar olacak. Onlara buradan ‘bi yol dinle hele’ diyorum. Kanadalıyı araştırdık heralde, bizde yarım plan olmaz arkadaş, akıllı olun. Kanadalı dosttur, insandır. Merhamet timsalidir. Yere düşeni kaldırır, sarılır öper. Borç verir geri istemez; duygulu, içli adamdır. O yüzden Kanadalı karşısında en büyük silahımız, selpakçı çocuk edebiyatıdır. Bak hep çalıştığımız konular; Sağa eğik burulmuş surat, sümük akışmış burun ve hüzünlü göz. Olmadı, beceremedim dersen; en bildiğin yerden gireriz kanks, küçük emrah şekli yaparız. Ekmeklerimizi çıkarır birbirimize yedirir, ağlarız. Arka fonda ufaktan melodi yükselecek ‘ahk anam anam…’ bunları yolda çalışırız hep. Bak gene memleketin bir potansiyelini fırsata dönüştürdük işte. İki suratını ekşiticen, mis. 

Aslında direk sığınak yapmak da mantıklı.
Yer altı sonuçta. Yer küreye güvenebilecek miyiz? Sismikle ölçmek lazım onu.
Tamam, yanımıza alınıcaklar; 1)sismik, 2) fener, 3)ekmek
Ama kazı yapıcaz sonuçta onu metalle kapamak lazım 4) metal.
Yemek olarak ekmek dedik. Ekmek yemezsek doymayız biliyosun. Ha bide konserve her şey. Tabi canımız pringles filan da çekebilir, ama dur daha patlamış Migrosa filan girip her şeyi beleşe alıcaz zaten. Girer girmez market arabalarıyla girişiriz Migrosa, ikişer kişi reyon reyon bölüşürüz. Yoğurt falan lazım, bira, sigara falan. 3M Migrosa çekerim ben, orda yedek lastik bile vardır.

Discovery’de adamlar survayving kasıyolar, timsah falan yakalayıp yemişler. Biz de yaparız yani nedir ki. Ben de geçen bu NTV’deki böcek yiyip, çişini içen adamı gördüm; bataklıktan çıkmayı öğretti, gayet de kolaymış. Kimseyi bataklıkta komam yani. Bak, planımız tıkır tıkır.

 En sıkıntılı iş su kaynakları, koşarız paso mal gibi ‘su nerdeeeğğ’. Ama yine sıkıntı yok çünkü Migrostan aldığımız suyu adam gibi kullanıcaz demek ki, öyle kafaya dikmek, su savaşı yapmak yok. Bu arada su savaşı yapmayalı binyıllar olmuş gibi geldi şuan. Kararımı değiştirdim, hemen orda yaparız su savaşımızı, çünkü zaten kıyamet kopmuş amık, içimizde kalmasın. Hem su berekettir, kısmettir.

Vay canına ufak ufak yerine oturuyor her şey. Tüfek falan da lazım bu arada, avlanmamız gerekecek, gerekirse adam vurup yiycez yani. Ama ‘bıçak şarjör istemez’ diye de bi laf var sonuçta. Aslında öyle bi laf yok, az önce ben uydurdum. Nasıl ama? Bence tutar bu laf, şansı var. O ortamın hiti olur bak, ben diyim. 
Birinizin üstüne elbet bi zombi gelicek. Silahına davrandın tetiği çektin, cık, mermi kalmamış. zombi geliyo yamul yumul, bi de gördü mermi yok iyice keyiflendi pezevenk. sen çak çuk basıyosun tetiğe, nafile. Ben tam senin gözlerin belerdiği anda kenardan çıkıp beyninden bıçaklıyorum zombiyi. Zombi yerde, serilmiş, 2.80 yatıyo, fış fış kanlar her yerde.  Bıçağın kanını pantolonuma silerken, ufak bir gülümsemenin ardından ‘bıçak şarjör istemez kanks’ diycem. ‘Görmemiş gibi harcamayın lan mermileri, half life değil bura’ diycem. Gaza gelip bağırabilirim biraz, o kadar olucak artık.




24 Aralık 2010 Cuma

‘Maya’ lı, bana düşman mısın?



Foton çağı. Yani bizim anlayacağımız haliyle ‘ışık çağı’. İsviçreli bilim adamları ve Norveçli balıkçılar,  maya takviminde bahsedilen boyut değişimine iyice açıklık getirmişler.

Söylenilene göre foton çağında insanlar birbirlerinin düşüncelerini okuyabilecekmiş.
Şimdi arkadaşım, öyle bir şey olmaz. Öyle dünyada yaşanmaz. 
Fotonunda değilim, taş üstünde taş kalmaz. 
Bu durumu iyice kavramak için şimdi zamanda bir miktar geriye gidelim. 
Bir miktar dediğim yüz otuz bin yıl kadar. 

Görüyoruz ki insan toplum içerisinde yaşayan bir varlık. Fakat esasında toplum halinde yaşamak hiç de onun yaratılışına uygun değil. O hâlihazırda tam bir bencil gibi kendi kararlarına yoğunlaşan, çoğu zaman çevresini dinlemeyen, kendi dedikleri üzerine yanıp tutuşan bir varlık. Ayrıca toplumla yaşamaya uygun olmaması yetmiyormuş gibi kendi başına ayakta kalmayı da beceremez. Börtü böceğe, hayvana yem olur, açlıktan ölür. İlle de topluma muhtaçtır. Esasında hani sanki evrim bu yaratığı zorla silmek istemiş fakat kendisi ısrarla ‘hayır silinmeyeceğim gerekirse toplum halinde yaşarım yine de silinmem’ demiş ve evrim basamaklarını tam bir sinsi gibi bir bir atlamış. 
Peki bu süreçte neler oldu? İnsan kendini topluma nasıl adapte etti? 
Çok basit. 
İnsan yalanı buldu. 
Yalan ve eksik bilgi sayesinde insanın en önemli varoluş becerisi ‘birbirinden bilgi gizleyebilme’ oldu. Bu sistem içerisinde elbette evrildi ama kafasına göre evrildi icabında. Düşündü dedi ki; ‘yahu bu benim kankamın sevgilisi taş gibi, ama şimdi bu bilgiyi arkadaşıma vermenin ne lüzumu var’ ya da sevgilisi geldi sordu ‘tatlım bu elbise beni şişman mı gösterdi?’ ‘hayır tatlım, her zaman ki gibi çok güzelsin’ dedi, kıvırdı. Bir başka örnek, patronu geldi  ‘onu yetiştirmemişsin, bunu yapmamışsın’ diye vıdıvıdı konuşuyor.  İçinden saydı sövdü dışından ‘peki efendim' dedi. Böylelikle kendi kendine -çok da lazımmış gibi- toplum içinde mutlu huzurlu bir yaşam ortamı yarattı. Hem de stresini bir şekilde kendi kendine yatıştırdı.
Tüm bunları yalanla dolanla becerdi dediysem yanlış anlamayın hemen, bir fesatlık bir kötü niyet yok. Masumane ve naçizane bir orta noktayı bulma, yaşamını idame ettirebilme çabasıydı bu. Adeta bir denge, bir Ying Yang felsefesi buldu insan. 
Böylelikle herkes gerektiği kadar konuştu, kime neyi ne kadar söyleyeceğini ayarladı. 
Hani ne dedikodudan yoksun kalacak, ne de onla bunla arasını bozacak, düzenini dağıtacak. 
Tam ortada, çok ince, çok klâs bir çizgi belirledi. 

Amma velâkin sen gel şimdi elin ışık çağında bunları ifşa et.Yapılır mı adama bu? Ben yıllarca evrileyim geleyim, neyi, nasıl, hangi ses tonumla söyleyeceğim, fikrimi hangi bakışlarla destekleyeceğim, bulayım, ayarımı yapayım. Sen gel bana de ki, ‘herkes birbirinin düşüncesini okuyacak, gizli saklı kalmayacak?’ Olmaz arkadaşım olmaz. Sosyal yaşam biter, yuvalar yıkılır yok yere. Doğal afetlerinize, ışık hızınıza falan bir şey demedik ama burada bir duracaksın.

Gel, bunu bir örnek üzerinden inceleyelim. Misal cemil’i ele alalım. Cemil yirmi üç yaşında bir delikanlı. Bir Pazar günü sevgilisini takmış koluna yürüyor. Dalyan gibi adam, sevgilisi de afet. Yanlarından mahallenin bir genç çocuğu geçiyor, kızın güzelliği görüyor. ‘ah ulan ah, bulamadık ki şöylesini!’ diye geçiriyor içinden. Eyvahlar olsun, artık sır söylendi, pis bir hal aldı.  Cemil şimdi ne yapacak? Duracak mı? Kız da duydu denileni. Cemil mecbur o çocuğun üzerine atlayacak. Neden? E herkes duygu belki ilerde bankta oturanlar da kulak misafiri oldular, düşünceyi okudular. Demezler mi? ‘Adama bak hele, amma pısırıkmış, kalıbına baksan adam sanırsın’ diye. Üzerine uçması lazım Cemil’in. İlle dayaklar atılacak kafa göz patlayacak. Zorla cemili katil ettiniz.
Peki ya onu da geçtim, liselerimiz, onlar ne olacak? Burada ergenden bahsediyoruz. Bilim adamları hala bunun üzerinde çalışıyorlar ama ergenin gücünden ve tutarsızlığından korktuklarından konusunu bile açamıyorlar ortalıkta. foton moton bilmez bunlar, dinletemezsin.
E peki ne oldu sonunda? Yumruklar tekmeler, ellerde yolunmuş saçlar,daha hala foton çağında adam dövdüreceksiniz millete. 
Yazık, avcı ve toplayıcı atalarınızdan utanın, bir şekilde eksiğiyle aksağıyla evrilip bu günlere gelmişiz. Bu saatten sonra bırakın, şu ışığın, uzayın keyfini ağız tadıyla yaşayalım. Emekliliğim geldiğinde ortalıkta kavga gürültü istemiyorum ben.  Hadi bana acımadınız, ortada sürpriz diye bir şey kalmayacak, tek taş bekleyen genç kızlarımıza yazık değil mi?  Ya da kiminle birlikte olduğunu daha medyaya açıklamamış olan Tarkan’a? He? Bunlar ne olacak? Hadi hepsini bırak insan evladı içinden kendi kendine konuşmaya bayılır. Metroda, otobüste, minibüste içinden ‘tipe bak’ ‘anası babası yok mu bunun’ ‘ aha geliyor, yer vermeyeyim de göt olsun teyze’ gibi düşüncelerle her gittiği yerde birbirini izlemek ve birbiri hakkında yorum yapmak zorundadır. Yoksa günü kötü geçer yani. Anlatabiliyor muyum? 
Eğer bu foton çağının arkasında uzaylılar varsa onlara da buradan söylüyorum. O iş olmaz arkadaşım. Bak olmadı ben hafta içi her gün saat 6da çıkıyorum, Taksim’deyim. Okul çıkışı sana da uyarsa, bana bir uğra, şurada aşağıda bir kaç kadeh  bir şey içer konuşuruz. Orta yolda anlaşırız. Yoksa başka türlü sana buradan ekmek çıkmaz. Benden söylemesi.


Not; Bu arada bu adamların adları 'mayalılar' değil 'mayalar', keza araştırmalarımın başında google'a 'mayalılar' yazdım, mayalı poğaça çıktı. Bilginize.



27 Ağustos 2010 Cuma

Diğer boyutlarda ben


Geçenlerde öğrendim ki, bir teori insanların yapmadığı her seçimin uzantılarının başka boyutlarda yaşandığını ve mesela farklı farklı hayatlar yaşayan benlerin diğer boyutlarda takıldığını söylüyormuş. Eğer öyleyse muhtemelen diğer boyutlardaki benler disneylandı görmüş, Prag'da absinth içmiş, las vegasta parasını 3e 5e katlamış ve de beyaz kumsallarda güneşlenmiş denize falan girmişlerdir ve hatta da okyanuslarda yunuslarla dalışlar gerçekleştirmiştir. ve bu boyutlardan birinde eğer zaman makinası bulunduysa, o ben de dinazorlardan kaçmış, İngiltere asilzadeleriyle kabarık elbiseler ve göğüs dekolteleri arasında çay hüpürdetmiş, Romayı Romayken görmüş ve sokratesciğimle sohbet muhabbet gününü gün etmiştir. Hiç sıkılmıyolardır ibneler.

Bir de bu boyutta takılan ben e bakalım; okulunu bitirdi, geziyor tozuyor fakat öyle über ilginç bişey yok. para da yok zaten. o kadar sinir oluyorum ki en dandik boyuta ben düşmüşüm demek ki. başka benler gününü gün etsin ben burda sıkılayım aksiyonsuz hayat yaşıyayım. ulan en azından bi zombi salgını olsaydı ya da hadi onu da geç şu jackie chan ayağıma kadar istanbula geldi, onu da göremeden bi naber diyemeden gitti. bak hepsi üst üste aklıma geldiler şimdi iyice darlandım.

Bu dediğim şeylerin çoğu için kaç para gerekir diye hesaplamaya giriştim geçen gün, yok dedim biriktir biriktir nereye kadar, olacak iş değil. bir de bu boyutta işler çok yavaş ilerliyor, yani burdan diğer boyutlara atlama teknolojisine de ben yetişemem, bu da bir gerçek. demek ki hem burda sıkışıp kalmışım hem de ben olacak diğerleri bana bilim yoluyla selam yolluyolar. En azından keşke haberini almasaydım şu diğer boyutların iyice çekilmez oldu buralar.

Son bir ümit olarak bu istediğim şeyleri cennette istemek var. Mesela 'ben hep çok iyi bir kız oldum, şimdi brontosaurusun üstüne binicem öyle dere tepe gezicem.' yada 'şimdi de Da Vincinin yanında bitivereyim bakayım napıyo eciş bücüş, tarihe tanıklık edeyim' işte ben böyle takılmak istiyorum eğleneyim, aksiyon yaşayayım, gizli kapaklı şeylerin peşinden koşayım. bunları bana verebilecek şey cennetse ve cennet yoksa, yada varsa bile böyle yeşilin doğanın içinde şelale başında oturup kitap okunan biyerse gerçekten çok sinir olucam ve ölümden sonraki hayatımı sinir sahibi bir insan olarak geçiricem.

Bir son ümit daha mayalarda, şu maya takvimi 2012 diyor, kıyamet diyor ya kimisi onu kıyamet değil de boyut değişimi olacak şeklinde yorumluyormuş. öyle ise diğer boyuttaki hayatımı en süper şekilde yaşarım vallahi, hatta bilim insanı olur uğraşır didinir mayalara samimi bir teşekkür mektubu yollamaya da çalışırım.Eh birşey de kalmadı 2012ye yetiştim, gençliğimin baharındayım, vallahi ilaç gibi gelir şimdi yeni boyut!!