hollywood etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
hollywood etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

14 Ocak 2014 Salı

Yer çeker.


Abi çekimdeyiz. Ne çekimi? Yer çekimi. Kehkeh.’ A. Cuarón

Gravity’yi izlemeyenler için yazının kendisi kocaman bir spoylır çünkü beni filme gerdeğe girer gibi soktular, sonra meğer sik gibi filmmiş. Ben kendi kendime yükselirken bir de kült diyenler duydum ki titredim yeminle. Hal’ın devreleri yanacak, demeyin kurban oliym.

Alınmaca gücenmece yok Gravity. Karakterler tanıdık, senaryon düzdü. Klişeler gözümüze girdi, sonun da ‘meh’. Ha şu var, görüntü yönetmenine düşen envai türlü iş konusunda, evet, ışık yılı uzaktan bakınca küçücüğüz, yıldızlar pek bi huzurlu, ve dünya dışardan anasının amı gibi güzel. İyi de gülümler, evren tabi ki efsane bişey. Uzaya kamerayla çıkıp kötü görselle dönmek ayrı bir Oscar konusu olurdu herhal. Onu geç, biricik uydumuz Ay yok filmde. Nesnellik, mahremiyet hep onda, nası ekmek var, pihuu. Varsa yoksa güneş. Ne güzel doğuyormuş da, kenardan öyle nasıl da müthişmiş. Heralde müthiş yarraam. Sinsi sinsi ona yürümüş, sanki icat buldu pezevenk.

Film, 3 kişi + nasa. Biri işkolik, dünya gamıyla dolmuş, kendini uzaya atmış. Sandıra bulok. Kendisini speed’den sevmezdik ama nerden baksan gideri var. Diğeri corç kuluniy, namı diğer; kafa öne eğ, gözler yukarı, kaşlar ben aflek, bakış ‘çok seksiyim çünkü saçlarım beyaz’ belki dudak biraz bükülürse o da yaşımın verdiği mağrurluktan gelen ‘bunca yıldır seksiyim siz kimi sikiyonuz?’ tabi uzay olunca kaskın arkasında kaldı hep. Sırf o yüzden hayalli sahneyi koydurtup kaskı çıkartmış olabilir. He, elimizde bir ‘oh bıradır wher art tho! gerçeği var, tamam, sirenlerin yan memesini de tartışalım bi ara.

Neyse Gravity. Sana laflar hazırladım.
Öncelikle film boyunca ‘yakala şu hanasını sattığım şeyini’ dedirten, o tutamayan halleriniz. Soruyorum; kıyafetten içeri müzik verecek teknolojiyi yapmışınız da, o gemilerin üstünde neden daha fazla tutamaç yok? Çıkmışım uzaya, koptum mu dönüşüm yok, her taraf kara delik, siz benle taşşak mı geçiyonuz? bana yapmışın 3 tane tutungaç. O geminin her yanı dolup taşacak arkadaşım, bu ne lakaytlık lan. İzlerken yüreklerim kurudu. Katarsislere girdim girdim çıktım yeminle.
Zaten bi garip eldiven yapmışınız, fırın eldiveni mübarek. Yap şunu doktor eldiveni, güzel sarsın elimi, bi kontrolüm olsun. Ne tornavida duruyo, ne bişey. Ordan bana rihanna çalmayı biliyosun. burda canımla cebelleşim, nere baksam panik atak. Babamın hayrına geldim sanki, hayret bişey.

İkincisi o turbolu, uzayda gitme fişekli zımbırtısı. Ondan niye herkeste yok? Başınıza ne geldiyse ondan gelmedi mi? Vereydin herkese. Sanki bilmiyorsun göktaşını, meteoru. Ne var eğitimini almıyoz mu her sikin, öğreniriz, taş geldi mi vıj vıj space invader oynar gibi, oh. 
Olanın da yakıtı bitti zaten. Hayır bitsin bişey demiyorum da, yakıt doldurmaya izin istemek nedir? ‘Nasa ilerde yakıt istasyonu var. yakıt alayım mı? Nasa cevap ver?’ Ulan neyini soruyosun daha. Alsana yakıtını. Ne diycek, alma mı diycek. Sikerler öyle bilimi. Nasa yakıt aliy mi? Yok. İyi öldüm ben o zaman şurda. Saldım kendimi uzaya. Sinir oldum valla.
Bir de o karıyın oksijeni ne bitti lan hemen? Daha bi saat işim var diyodu. Demek o zaman da %30 oksijeni falan varmış, dibi dibine yetişecekti işte. Uzay da olsa bi disiplin olacak aga. Şu mereti tam doldurup çık uzayına arkadaşım. ayfon şarjı mı lan bu? Ayrıca bitik oksijeninle sen daha neyin muhabbetini ediyosun ki, ona hiç basmadı kafam. Öbürü de teğmen olucak hem karıyı kesti, hem paso lak luk. Ayrıca bu meretin bi zor zaman ekstrası yok mu? Bayılıyodunuz hani b planına geçmelere, yer mi yok arkadaşım, hayır yerçekimsiz ortamda yük değil bişey değil, bi mini tüp daha ekleyin şuna, zor zamanda çek ordan iki nefes, on kaplan gücü, yalan mı? Yada oksijen tankları olsun,  varalım yanına dolduralım. Ya da bak orda biri öldü mesela oksijeni full dolu, bi şekil yapıp, klips mlipsli bişeylen benim alabilmem lazım onu arkadaş.

Zaten uzayda elzem iki konu var. 1) oksijen 2) herşey uçuyo. E ikisine de bişey düşünmemişiniz ulan. Bi ip koymuşunuz aramıza, koptu gitti mınakoyim. O ipin herşeyden sağlam olması lazım arkadaş. O ipin içini kablo mablo döşiyceksin, ne biliyim eldivenimle ip arasına bi magnet sistemi yapın bari. Bi yardımcı bulunun lan. Kaçtım mı uzaya, dönüp duruyorum işte. Karadeliğe denk gelsem bi ihtimal farklı boyuttan çıkma durumu var, meçhul. Bi desteğin yok, bi tesis kurmamışın. Sen beni niye çağardın arkadaşım?
Olum yazık yazık, kadın kendi imkanlarıyla yangın tüpüyle falan uğraştı da fıs fıs kendini zor attı alete. Bilim bu mu lan? Buysa gidilmesin arkadaş. Safi adam israfı. Hele ki o düştükleri (uzay!?) ‘aşağı çekme’ dediği kısımda büyük erör verdim. Corç bize bişey anlatmaya çalışıyor da ‘beni sen mi iteledin?’ kadar karşılık buldu bende valla.

Ayrıca her şey mi son anda, son saniyede. Sonra holivud deyince tırı vırı oluyo.  Karı tam alete tutunucak tüp bitikmiş, patlamadan son saniyede kapattım kapıyı,  ucuna, kenarına, kıçı kıçına... o kapılar hele niye dışa açılıyor? her seferinde mi uzaya savrulursun ya, ergonomi sıfır. Veya kızın aracı kullanması lazım ama testlerde hiç başaramazdı, hep çarpardı bilmem ne. Ya bi bırak. Bin yıllık formülle aksiyon üretme artık. Ayrıca nası çarpıyo olum? karıyı manyak vermediniz mi baştan? ‘hastasın gel’ dediler ‘yok iş yapıcam’ demedi mi? En güzel onun sürmesi lazım. 6 aylık eğitimle, bi de tembel karıyı makine başına mı koydunuz? Yahu, o ölen adamın yanından aile fotoğrafını çıkmayaydın bari. Her bok uzaya uçsun, herifin dramı bi şekilde göründü kenardan, bu mudur?
Ayrıca ben o tipin yavşaklıklarını sevdiydim, zıplıyo dönüyodu, eğleniyo full. Onu da ilk öldürdünüz zaten, hayattan zevk alan, keyif pezevengine oh olsun mu yapıyosun, napıyosun? ‘Memesi görünen ilk ölür’den ne farkı kaldı? He, kafamıza taş yağarken tornavida çevireni hep eller üstünde yüceltelim, çok güzel. Karı yere indi de bi toprağı öpmedi, nası yalan lan o? Işık yılı yol geldi ağzına yüzüne sürmesi lazım, biraz dürüstlük rica edicem. ‘artık dünyayı sikerim!’ gazı geldi hemen, yeniden doğmuşmuş, bi sinirin boşalsın bi ağla lan o zaman izansız. Zaten corç kuluni geldi sanırken hayalmiş, çünkü güç hep içimizde, kendine inan falan. Nası orcinal nası orcinal.

Bak şimdi aklıma geldi, o hani corçla sandra arasında tek bi ip kaldı da, corç kendini saldı uzaya hani. O kadın onu çok net çekerdi bence. Ya tamam kadın hayatta bişeyleri geride bırakamıyor, corc’u let go edecek de şöyle bi hızlı, bi ivmeli çekeydi gelirdi bence.
Filmde iki şeyi sevdim ben.
     1)   Sandra bulloğa uygun bir rol olarak; ulumak. Ama sandığınız kadar derin bişey değil o anacım. Yok.
     2)   Olayın içini gösterirken -hani sandra’nın kurtulma aletinde yakıtın bittiğini farkedip behlüle dönüşmesi anında hani- kamerayı dışarı alıp da, sessizliğin içinden bakınca nasıl da kimsenin haberi yok ve umurunda değilsin hissi. Seyirciye ‘lan bak ben burda oturuyorum orda neler oluyor’ kafası yaşatma. Bu güzeldi işte. Hem space odissey’e bir selam gibi olmuş. Mis.

Neyse, izleyin tabi. Let go edemeyen kızın, herşeyin doğası itibariyle elden gittiği uzay ortamında yaşama tutunması hikayesi, bi de yıldızlar falan. Seversiniz elbet. Onlar tutamadıkça krizlere girer, yalnız şuan farkettim yazı boyunca hiç tutunamayanlar esprisi yapmamışım. Kendimi büyük tebrik ediyor, şukumu vermek üzere bu güzel haiku’yu sayfaya davet ediyorum.

Uzaya çıktım,  ipim kopuk.
Nasa’ya selam, oksijen bitik.



2 Temmuz 2012 Pazartesi

Prometheus'a bi öğrenci

Bu Prometheus'u izlediniz mi?
Bir grup eleman hayatın başlangıcını arıyorlar, bi gezegene gidiyorlar, orda uzaylıyı arıycaklar da soracaklar; İnsanı sen mi yaptın? Niye yaptın? Yapanı gördün mü? falan. Uzaylı da sanki ‘buyur otur, her şeyi anlatayım’ diyecekmiş gibi. Uzaylı ya sonuçta medeni olacak. Belki senden benden öküz, bilmiyoruz.

Gerçek şu ki, holivud sikko bir filme daha teyp, kamera harcamış; boşu boşuna kim bilir kaç kere 'ekşın' diye bağarmış. Bir kere senaryoyu kime yazdırdınız allasen. Sete giderken yolda ışıkçının aklına mı geldi? Millon dolar bütçeyi aldık diye başı götü dağıtmışsınız, senaryo yok ortada. Böyle bi mantıksız döngüler, tutarsız karakterler, güdümlenememiş amaç, biçimsiz son. Olmaz bunlar. Saldın kendini holivud, toparlan.

Öncelikle ekip niye 5 kişi. Hayatın anlamını bulmaya, allahına koşmaya gidiyosun; bir avuç adam, bir de robot. Al şunu 60, 70 kişi, nolacağı belli olmaz uzay bu. Ayrıca o elemanlarda tripler ne öyle hiç ilgisiz, biri gavur amelesi 'ben sadece para için burdayım' şekli. Hayır ne işin var o zaman burda. Hem grubun motivasyonunu düşürür o. Biraz grup oyuncuları alıcaksın arkadaşım, azıcık uzayla bilimle ilgilisini seçeceksin. 2 yıl kutunun içinde gidiyonuz, koca organizasyon yapmışsınız, robotun saç boyasını falan almışsınız yanınıza ama mekanik grup fos.

Öbür bir yer bilimci mi ne var, bi boka yaramadı zaten. Valla ben kendi başıma daha faydalı olurdum o gruba, cidden. Yer bilimcisin lan sen; bi taşa bakıcan, inceliycen, merakın olucak yani. Hırtın biri. Herkes para için gelmiş aga, yani alt metin olarak diyor ki ‘ben düşmüşüm hayat derdine, yemişim allahını da’ diyor. Ayrıca belki allah falan çıkmıycak, hadi çıktı diyelim, mısır tanrısı çıkacak belki. O incili kalbine basmalar ne öyle, haçlı kolyeyi okşamalar 'bulucaz onu richard, bulucaz' tripleri. İyi buldun amk, ne diyceksin? Hayır, sanki dilini anlayacakmış gibi, adam gelişmişse gelişmiş, sanane. Ayrıca bi destur demeden inmişsin gezegenime, ne ayaksın belli değil, ne soruna cevap veririm ne bişey. Kovaladığım gibi gemini de arkandan tekmeler atarım uzaya. Ayıptır lan. Geliyorsun mağaramda gezip, taşımı böceğimi götürüyorsun. Oturup bi de muhabbet mi edicektim senle. Hayret bişey. Uzaylıyı da Allah yarattı demiyo mu bide, vur ağzına bi tane. Olum nası bilim bu. Kopar zincirlerini öyle bak uzaya, gezegene. Hiç düşünülmemiş şeylere açık ol falan. Ama yok, düzsün işte. Senle ne sohbeti olabilir uzaylının bu kafayla.

Hele o mağaradaki sorumsuzluk nedir öyle. Mağaraya girdin tamam güzel, cebinden aletini çıkardın süpersin, havayı bi ölçtün, aa oksijen. Hemen ne çıkarıyosun olum kaskını kafadan. Hayır bu nası bilim arkadaşım. Bi de yanındakileri de gaza getiriyo 'çıkarın, çıkarın'. Mahalle baskıcısı puşt. Valla kimse de o kaskımı alamaz başımdan. Bunun mikro-organizması var, mikrobu var, genetiği bozuk böceği var. İlk insan nebçim tedbirli davrana davrana geldi bugünlere, adamdaki genişliğe bak. Ya bugün hayvana bile gel gel diyosun da gelmiyo, nası tedbirli hayvan. İçgüdüleriyle hayatta kalıyo, senin aletin edavatın var, hala hareketlere bak.

Zaten filmde genel bir lakayıtlık hakim her dakka. Bi kere mağarada ekibin bir kısmı mal gibi tırsıp geri dönücez deyip, dönemiyor klasik. Elin mağarasında tutsak kalıyor. Sen içerden kameralarınlan, sesinlen adama umut ışığı olacağına, ‘aman ha bişeyi ellemeyin sabaha kadar bekleyin, alcaz sizi’ diye ekibine destek vereceğine dalga geçip 'birbirinizi dürtmeyin ha gece gece' falan diye espriler patlatıyorsun. Sınırını bil biraz. Gerçi o korkanlar senden beter. Adamın karşısına uzay yılanı, cıva gibi garip yaratık çıkıyor. Yılanı dürtüklüyor lan. Hayır denizanası görüp sudan çıkan bir tipin var senin, besbelli busun işte. Çıkmış zaten yaratık diplerden, o terminatördeki cıva adam gibi, yokluktan oluşmuş gelmiş. Çomakla dürtemezsin. Bi de arkadaşına ‘bak hele bak, hehe mehe’ diye taşak geçemezsin.
Yani bu mallık senin de değil, senaristin işte. Komik karakter yaratmak bu kadar kolay mı lan?

Diğerleri desen garip taştan kafa getirmişler içerden, inceleyelim derken patlamış yeşil yeşil sıvılar her yerde. Yine genişlik, lakayıtlık. Elini yüzünü silip devam edemezsin kurcalamaya. ‘Arkadaşlar bu patladı yenisini bulucaz’ de, bir yeni planını yap. Ayrıca bi şaşır adam gibi, şokunu yaşa. Belki patlattın tanrıyı, al, noldu şimdi? Ağla dur başında, dağlara taşlara bağır elin gezegeninde.
Ayrıca 2 yıl kapsülde geldiniz oraya, eskiden ne güzel çıplak gidilirdi bu yolculuklara, ne öyle sarınmışınız tüllere, nerde doğallık, nerde samimiyet? Yok. Rtüğe kurban gitmiş hep. Bir de gözümden kaçmadı, sırf erkekleri ameliyat eden bir alet yapmışsınız gemiye. yani ormanda doğurabiliyor diye bi cinsiyete bu kadar yüklenilmez, bi yara bandı alaydınız bari. Şileye denize inmiyosun, ışık hızıyla yol geldik o kadar. ‘Gelecekte sadece erkekler önemli olacak’ önermenizi de aynı senaryo özürlü gruba bağlıyorum ayrıca, ‘gelecekten teknolojiler ekleyelim, bilim kurguda lazım’ deyip sıçıp batırmışsınız resmen.

Ayrıca kurgunu milyon dolara yaptırmışın, efektini kepçe kepçe koymuşun da, o ne biçim uzaylı gemisi lan simit gibi. Olum azcık aklınız çalışsın, xrayden içeri bakan uzaylı içi boşluklu alete biner mi, mekândan zarar eder mi lan? Hayır, başı kıçı belirsiz rota almaz o alet. Döne döne ziyan olur uzayda. Tamam kütahya porselen şeklinden kurtulmaya çalışmışsınız evet, çok güzel çıkış noktası ama olmaz. Simite binmez uzaylı. 2 kere 2 dört bu.

Bir de.
Cidden bütün holivuda sesleniyorum. Yani binlerce yıldır filmlerde bir şeyleri birilerinin üstüne düşürdünüz; dev ağaçlar yıkıldı, Eyfel kulesi devrildi, dinazor üzerinize koştu da, bi kaçamadınız lan şunlardan. E dümdüz koşuyonuz çünkü. Yani holivud, sen kuantumla falan uğraşan bir milletin ürünüsün, bir sanatısın. Bak kurban oliyim. Üzerine devasa simit gibi gemi düşüyorsa havadan, dümdüz koşmazsın, bi çapraza gidersin ki ölmeyesin. O ortamda bir robotun kafası çalışıyordu galiba, o da hinlik peşinde. Zaten içirdi mikroplu uzay sıvısını rezil etti koca projeyi. Uzaylıyı buldunuz, dünyayı yok edecekmiş çıktı.
Uzaylının da çok skindeydi afedersin. Ya bu uzaylı niye kendi işine bakmıyor hiç diye düşünürdüm hep, o gezegeni görünce aydım. Adamların meşgalesi yok. O kurak, çorak ortamda naapsın adam; habire dünyayı patlatayım, planlar bir şeyler. Hâlbuki ekiceksin oraya iki sıra domates, bi sıra salatalık, oh. Bağ bahçe ne güzel, uğraş dur. Kafana da koydun mu hasır şapkayı, senden kralı yok be uzaylı.

Ama sana bunları anlatacakları, torba torba gübreyle gelecekleri yerde hala;
‘Niye yaptın? Niye yarattın bizi? Neden? Anlat!’
‘Eeeh yaptıysam yaptım arkadaş, elimizde sıvı vardı indik dünyaya, döktük dereye ordan can çıktı işte. Hücreler falan şeyoldu, ne bilelim yani. Bi deneyelim dedik, insan çıktı. Ne bela oldunuz arkadaş. Yürü işine bak ya. Başka gezegenleri çöz, altın oranı anla, güneş sönünce napıcaksın onu düşün yani. Ne geldin bana musallat oldun. Bu işte. Tamam. Şimdi git namaz mı kılıyosun, mum mu yakıyosun kilisende napıyosan, yürü kendi gezegeninde yap. Bak robot ne güzel duruyo sessiz sessiz yanınızda, hiç bişey diyo mu? Onu da sen yarattın, gelip darlıyo mu seni, ‘beni niye yarattın?’ diye sabah akşam uyluyo mu? Robot çok mu lazımdı? Yook. Yapabiliyodunuz yaptınız işte. Bizim elimizden de bu geldi, yaptık.
Hadi herkes gezegenine arkadaş. Şov bitti. Uzaylıyı da buldunuz, gördünüz, bu işte. Hepinizden de yakışıklı, karizmalı, boylu boslu.
İyi taam hadi patlatmıyorum da gezegeninizi korkmayın. bişey yok. Taam hepinizi de cennete aldım taam. Yaşa sonsuza kadar. Gidin anlatın şimdi, konfetiler falan. Ben bakıyorum burdan, bin gemine uç. 2 yılda geldin zaten. Olum ömrünüze yazık değil mi lan? İnemediniz zaten kocaman ovaya, bi saat dolandınız havada gördük. Gelişince gelirsiniz hadi. Olaysız dağılın şimdi. Kafa açtınız akşam akşam.’